GuLLerin En GuzeLine Layik Ummet OLma DilegiyLe
 
Rv BlogHomeAnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 TERKEDİLEN BİR SÜNNET: SAF DİSİPLİNİ

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
safa

avatar

Mesaj Sayısı : 16
Kayıt tarihi : 08/11/09

MesajKonu: TERKEDİLEN BİR SÜNNET: SAF DİSİPLİNİ   Ptsi Kas. 16, 2009 2:09 am

TERKEDİLEN BİR SÜNNET: SAF DİSİPLİNİ

Hz. Peygamber şöyle buyuruyor: “Safları düzgün tutun, omuzları bir hizaya getirin, boşlukları doldurun, safa girerken kardeşlerinize ellerinizi hafifçe dokundurun, şeytana açık yerler bırakmayın. Kim safları sık tutarsa Allah onu hayra eriştirir. Kim de saflar arasında boşluk bırakırsa Allah onu hayra eriştirmez”. (Müslim, Ebu Davud,Nesaî)

Camilerimizde cemaatle kılınan namazlarda görülen manzara içler acısı… Ön saf tamamlanıyor. İkinci saf ortadan başlıyor, yanlara doğru biraz kayıyor. Ama tam dolmuyor. Üçüncü saf ikinci safın arkasından başlıyor, yanlara biraz kayıyor, böyle devam edip gidiyor. İnsanlarımız safları tamamlamayı ihmal ediyor.

Başka bir husus daha… Saflar arasında öyle boşluklar oluyor ki, bir kişi rahatlıkla sığabilir. Birbirimize omuz vermez hale geldik. Ashab döneminde safların sıklaştırılmasından dolayı elbiselerin pörsüdüğü anlatılır. Ama şimdi kimsenin omuzu bana değmesin diye uğraşıyoruz. Bitmedi, başka sorunlar da var saflarımızla ilgili. Mesela öndeki saf boşalıyor. Herkes birbirine bakıyor. Hemen orayı doldurmak gibi bir niyet söz konusu değil. O kadar ki, bazen o saf boş bile bırakılabiliyor. Bu ne acelecilik!

Neden bu hale geldik? Üzerinde düşünmeli değil mi? Saf disiplinimize ne oldu? Peygamberimiz sık sık saf disiplinini ashabına ve de bizlere hatırlatırdı:

“Saflarınızı sık tutunuz. Saflarınızın arasını yanaştırınız. Boyunlarınızı bir hizaya getiriniz. Canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, safın boş kalmış aralıklarından şeytanın bodur, kılsız siyah bir koyun gibi girdiğini görüyorum.” (Ebu Davud, Nesaî)

Saf olmak saflaşmaktır, saf olmak disiplindir, saf olmak birlik ve dirliğin göstergesidir, saf olmak yüreklerin birlikte attığının nişanesidir, saf olmak mü’mine karşı sevgi dolu, rahmet ve şefkat dolu olmaktır. Safı bozmak, disiplinsizliktir, safı bozmak birliği bozmaktır belki de… Safı bozmak yüreklerin parçalanmışlığının göstergesidir.

Safı bozmak mü’mine karşı sevgisizliğin ve ilgisizliğin göstergesidir. Boş bırakılan safların arasında şeytanın gezindiğini görebilmek… Şeytana aramızda yer vermek… Korkunç bir durum değil mi? Bunu anlayabilmek için illa şeytanın insan suretinde orada olması mı gerekir? Şeytan aramızda dolaşıyorsa şayet, en mübarek ameli ifa ederken şeytana çanak tutuyorsak eğer hal-i pür melalimize ağlamak niye?

Düzgün saf olmanın bir başka güzelliği var… Allah’ın huzurunda melekler gibi olmak… Meleklerin Allah’ın huzurunda saf tutuşuna benzemek.. Sanki meleklerle birlikte saf tutmak…

Câbir b. Semüre anlatıyor:

Resûlullah (s.a.v) evinden çıkıp yanımıza geldi ve şöyle buyurdu: “Meleklerin Rableri huzurunda saf bağlayıp durdukları gibi saf bağlasanız ya!”. Bunun üzerine biz “Yâ Resûlallah! Melekler Rablerinin huzurunda nasıl saf bağlayıp dururlar?” diye sorduk. Şöyle buyurdu: “Onlar öndeki safları tamamlayıp birbirine perçinlenmiş gibi bitişik dururlar”. (Müslim,Ebû Dâvûd,)

İşte bu duyguyla hareket etmek… Meleklerle birkikte hareket etmeyi hissedebilmek… Düşünün bakalım, böyle bir his ve hassasiyetle davranabilsek şeytan saflarımızın arasına, oradan da kalplerimize yol bulabilir mi? Düzgün saf olmamanın, diğer bir ifadeyle saf disiplinini bozmanın kalplerimizle ne ilişkisi var demeyin! Bilakis doğrudan ilişkisi var.

Zira Peygamberimiz şöyle buyuruyor. Ebû Mes`ûd (r.a)’ın bildirdiğine göre Resûlullah (s.a.v) namaza başlayacağımız zaman omuzlarımıza dokunarak şöyle buyururdu: “Safları düz tutunuz. İleri geri durmayınız. Sonra kalpleriniz de birbirinden farklı olur. Aklı başında ve bilgili olanlarınız benim arkamda, onlardan sonra gelenler daha arkada, daha sonra gelenler daha arkada dursunlar. (Müslim, Ebû Dâvûd )

Saf düzeninin bozuk olması nasıl da kalplerimizi etkiliyor! Belki de kalplerimizin düzeni saf düzenine sirayet ediyor. Kim bilir, belki de… Ama sonuçta ne olursa olsun aralarında doğrudan bir ilişki var demek… Şayet kalplerimizi düzeltebilirsek, bu yönde çabamız olursa inanınız saflarımızda, başka işlerimiz de düzelecektir.

Ya da tersinden söyleyelim: Saf disiplinine uyarsak, kendimizi uymaya zorlarsak bu durum kalplerimizin de düzelmesine yol açacaktır. Zira uzuvlarımızla yaptığımız her hareketin kalpte bıraktığı bir iz vardır. Nasıl ki öfkelenmemiz kalpte bir iz bırakıyorsa, nasıl ki haksız yere bir kişiyle kavga etmemiz kalbe etki ediyorsa aynen öyle saf düzenine samimiyetle uymak, saf displinine sahip çıkmak da kalpte bir iz ve etki bırakacaktır.

Saf disiplini ve kalp arasında öylesine derin bir ilişki var ki Efendimiz yer yer buna dikkat çekiyordu: Nu`mân b. Beşîr (r.a) anlatıyor: Resûlullah (s.a.v) şöyle buyururken dinledim:
“Saflarınızı düzeltiniz, yoksa Allah Teâlâ’nın aranıza düşmanlık sokacağını iyi biliniz”. (Buhârî,Müslim)

Bir başka sefer saf disiplinine uyanların gönüllerini Allah’ın hoş edeceğine dikkat çekerek şöyle buyuruyordu: “Saflarınızı düz tutunuz. Omuzları bir hizaya getiriniz. Aralıkları kapayınız. Saf düzeni için elinizden tutup çeken kardeşlerinize yumuşak davranınız. Şeytanın girebileceği boşluklar bırakmayınız. Allah, safları bitişik tutanların gönlünü hoş eder. Safları bitişik tutmayanlara Allah nimetlerini lutfetmez”. (Ebû Dâvûd, )

Efendimizin safların düzgün olmasına özen göstermeyenleri bekleyen tehlikeye işaret ederek “Ey Allah'ın kulları! Saflarınızı düzeltiniz; yoksa Allah Teâlâ'nın aranıza düşmanlık sokacağını iyi biliniz” diye uyarması üzerinde dikkatle düşünülmesi gerekmez mi?

Safların düzgün olmasına dikkat edenler iç dünyaları düzgün huzurlu ve âhenkli ayrıca doğru dürüst ve düzgün olmayı arzu eden vasıflı insanlardır. Zira safların düzgün olmasına önem vermeyenler gönül dünyası dağınık, perişan ve vurdumduymaz kimselerdir.

Ruh dünyası dağınık ve perişan hedefi belirsiz, yüce bir idealden yoksun kişiler şayet kendilerine çeki düzen vermeye, derlenip toparlanmaya ve böylece kendilerine gelmeye gayret etmezlerse birbirlerine olan düşmanlıkları artar araları iyice açılır, sonuçta yok olup giderler. İç dünyaları düzgün olanların bu güzelliği davranışlarına da yansır. Şu halde müslümanlar hem içlerinin hem de dışlarının muntazam olmasına gayret edeceklerdir.

Şimdi başımızı iki avucumuzun arasına alıp derin derin düşünmeliyiz ve saflarını düzgün tutmayanları tehdit eden bu hadislerin ışığında kendimize “Acaba biz neden birbirinden bu kadar kopuk, dağınık, birbirine küs dargın ve düşman olduk?" diye sormalıyız.

Câmilerimizde saf bağladığımız zaman, sağımıza solumuza bakınarak perişan halimizin fotoğrafını ibretle seyretmeliyiz. Sonra da saflarımızın düzgün olmasının kalplerimizin düzelmesine vesile olacağını, sıkışık durmamızın da aramızda merhamet ve şefkatin yeniden boy atmasını sağlayacağını bilerek gereğini yapmalıyız.

İmam “cemaat, saflarımızı düzgün ve sık yapalım” derken gerçekten onu ciddiye almalıyız.



Doç. Dr. Yavuz KÖKTAŞ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.islamazmi.com/forum
 
TERKEDİLEN BİR SÜNNET: SAF DİSİPLİNİ
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
GuLLerin En GuzeLine Layik Ummet OLma DilegiyLe :: `·.¸¸.·´´¯`··._.· (iSLami KonuLar) `·.¸¸.·´´¯`··._.· :: İslami Hayat ve Aile-
Buraya geçin: